Kıvanç tatlıtuğdan resimler aşk-ı memnu
Aşk-ı memnu dizisi oyuncularından kıvanç tatlıtuğ resimleri








Aşkı memnu 2.bölüm özeti
Dizinin 2.bölümünde bihter hanım,adnan bey'in evlenme teklifi kabul eder.Bu da Adnan Bey'i çok mutlu edecektir.Adnan bey ise bu durumu Nihal'a nasıl açıklayacağını düşünür ve bu konuda çok endişelinir.Bihter'in annesine kızgınlığı ve nefreti,Adnan Bey'in teklifini kabul etmesinde bir intikam planaı halini almıştır.Behlül'de,bihter'eilk ke farklı gözle bakar.Dizinin 2.bölümü çok heyevanlı ve romantik geçeceğe benziyor.
Beren Saat'in Müjde Ar Korkusu...Aşk-ı Memnu
İlk aşk-ı memnu dizisinde başrol oynayan müjder ar olduğu için,bihter yani beren saat kendisinin müjder ar ile kıyaslanmaktan çekiniyor.Beren saat bihter karakteriyle müjder ar ile kıyaslanmaktan korktuğunu ifade ediyor.Nedeni ise seneler önce müjde ar'ın bihter karakteriyle meşhur olması ve şimdiki aşkı memnu dizisinde ise daha farklı bihter ortaya çıktığını söylüyor.Yani müjde Ar'ın Müjde ar yapan rolün bihter karakteri olduğunu söylüyor.
Kanal D Dizi Yarışında Önde...Aşkı Memnu
Kanal D yine dizi sıralamasında önde giden kanal.Önceki hafta dizilerin başında,geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Yaprak dökümü var.İlk bölümü olmasına rağmen Aşkı Memnu göze çarpan dizilerden.Küçük Kadınlar ile Akasya Durağı diziside aynı sırada yerlerini korkuyorlar.Kanal D yine dizi konusunda önde saflarda yerlerini alıyor ve diğer kanallara göre izlenme ihtimali daha çok oluyor.
Eskini çok arattı
Ben pek bir şey anlamadım doğrusu. Biraz da kısa mıydı ne? Bir dizinin ilk bölümü, bir konumlandırma bölümüdür aslında, özellikle bir hikâyeden, bir romandan yola çıkılıyorsa. O romanı bilmeyenler düşünülerek; hikâye, olay, çelişkiler ve karakterler dikkatle konumlandırılır ki, dizi rahatlıkla takip edilebilsin. Kısaca, kitaba göre, olması gereken budur. Aksi halde, ilk bölümde yaşandığı gibi seyirci şifreleri çözmeye kalkışır; işin zevki kaçar, dizinin dışına çıkar, tam anlamadan seyretmeye çalışır, ama ilk bölümde kaçan treni bir daha durdurmak epey zor olur. Konuyu bilmeyenler için yeni Aşk-ı Memnu ilk bölümüyle bir muammaydı. Nihal, Behlül’e mi eğilimliydi, yoksa gizli gizli bakıştığı, hatta dans ettiği bahçıvan Beşir’e mi, pek belli değildi. Ya Nihal’in babasının durumu neydi öyle? Mezarlıkta karşılaşıp evine bıraktığı Bihter’e düğünde rastlayınca -hadi diyelim ki birden âşık oldu-, bir hoş oldu.. bunu anladık varsayalım. Ama ertesi sabah koşa koşa gittiği mezarlıkta, Bihter’e ilanı aşk ederken, neden “uzun zamandır sizi düşünüyorum” gibi seyircinin aklını karıştıran şeyler söyledi? Hangi uzun zamandır yavu, kız zaten yirmi beşinde var yok, çocukluğundan beri mi düşünürmüş Bihter’i? Bu adam sübyancı mı demez mi seyirci? Sonra nedir o, en azından altmış yaşlarındaki Firdevs Hanım’ın gözü dönmüş gibi erkek peşinde koşmaları? Bir de, kendisini suçüstü yakalayan kocasına, “hayatımı mahvettin, hayatımı çaldın benden” demelerinin anlamını bilen var mı? Adamcağız az sonra kalpten gittiği için incesini öğrenemedik tabii bu hususun; ama tahminimiz, onunla evlenip çoluk çocuğa karışmasına içerlemiş Firdevs Hanım. Dekor –bilhassa Firdevs Hanım’ın evini- ve atmosferi -düğün de bir kasaba eşrafı düğününü andırıyordu ya- hiç sormayın! Oysa, Halit Ziya Uşaklıgil’in romanı Aşk-ı Memnu’da kültürel bir zarafet, karakterlerin davranışlarında bir olgunluk, duygularda bir gizlilik ve derinlik vardır. Yeni Aşk-Memnu’ya ne yazık ki romanın ruhu hiç geçmemiş! Önlerinde muhteşem bir örnek de vardı üstelik; Halit Refiğ’in yönettiği TRT için çekilen ilk Aşk-ı Memnu. Halit Refiğ’in -görüntü yönetmenliğini İlhan Arakon’un yaptığı- Aşk-ı Memnu’su, romanın ruhuna neredeyse birebir sadık kalmış, dönemin ambiyansına ve hayat tarzına uymuş, duygu derinliğindeki romantizmi yakalamış, kendine göre yorumlamış; klasik bir görüntü diliyle, yazarın kalemiyle yarattığı bir dönemi canlandırmıştı. Zaten asıl mesele de edebi alanda oluşturulmuş bir duyguyu, görüntü ve sese aktarmak değil midir? Kanal D’nin Aşk-ı Memnu’sunda ise Halit Ziya Uşaklıgil’in edebî gücünden hiç yararlanılmamış bence. Sadece romanın örgüsünden mekanik olarak bir drama çıkarılmaya çalışılmış. Sonuçta, budanmış duygular, eklektik bir dramatik akış, pek yüzeysel işlenmiş çelişkiler ve zorlama bir atmosfer çıkmış ortaya. Yeni Aşk-ı Memnu’nun oyuncu yönetimi de hayli zayıf. Nebahat Çehre gibi bir oyuncuya bile -bana kalırsa- yanlış oyun verilmiş; Firdevs Hanım’ı canlandıran Nebahat Çehre’nin nedensiz eforik bir oyun sergilemesi insanı tedirgin ediyor mesela. Ki, Nebahat Çehre, şimdiye kadar oynadığı dizilerde, hem güzelliği hem zarafeti hem de büründüğü karakteri su gibi akıtmasıyla, seyretmekten zevk aldığımız bir oyuncuydu. Dizinin iyi yanları; bana göre, ışık uygulaması ve Beren Saatçi ile Selçuk Yöntem’in ölçülü oyunlarıydı sadece. Böyle devam ederse, dizi, romanın adı altında ezilir gider bana kalırsa, “Aşk-ı Memnu”nun adını taşımak kolay değildir çünkü. Benden söylemesi: Son Ağa, zora girmek üzere… Bir diziyi başarılı oyuncuları nereye kadar ayakta tutabilir? Şayet dizinin dramaturjik çalışması ve bu çalışmadan doğan senaryosu gerekli kalitede değilse; gerekli gerçekliklere uymuyorsa, sadece komikliğe bel bağlamışsa, dizinin yetenekli oyuncuları, seyirciyi belki 8-10 bölüm oyalayabilirler ama daha ileriye götüremezler bence. Ayrıca yetersizlik, kendi oyunlarını da aşağı çekmeye başlar bir süre sonra ya, o da ayrı bir husus. Onların da dramadan beslenmeye ihtiyaçları vardır çünkü. Son Ağa, aynen böyle bir durum yaşıyor şimdi. Ve, epeyce zora girmek üzere bana kalırsa. Perşembe akşamı seyrettiğim sekizinci bölümde Emel Müftüoğlu ve Tamer Karadağlı yine mükemmeldi. Ama dizinin şöyle bir silkelenmesi, canlanması, daha yaratıcı olması, hayatın gerçekliğine uyması ve üç dört mekâna hapsolmaktan da kurtulması gerekiyor artık. Zira çekimler olağanüstü bir coğrafyada yapılıyor, bu muhteşem doğal ve kültürel platonun da hakkını vermek gerek artık.